DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCELERİ

• 2/5/2006 - HAYAT ENERJİSİ DEDİKLERİ...

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: felsefecıpoıncare
Mesaj Tarihi: 20.09.2004 Saat 11:40

SAYIN HABER
hayat konusunda, hayatın nasıl mümkün olduğuna dair bir ilk fikre sahibim.
ancak bunun nasıl ve niçin i üzerinde bir bilgim yok . zaten bu bölümü açmamdaki gaye de, olabilecek katılımlarla bu konuda daha teferruatlı bilgilere ulaşmakdı.
şöyle düşünüyorum:
cansız maddenin hayat bulmasına sebep, ne mahiyeti ne de ikisi arasındaki ilişki hakkında temelli bir fikre sahip olamasamda (bu mevcut teorileri bilmediğimden değil onları kendi düşünüşüm açısından gerekli gedikleri kapatmakta yeterli görmememden kaynaklanıyor) hayat, adına şimdilik HAYAT ENERJİSİ diyeceğim, kendini bilemediğimiz ama, onu tezahürlerinden tanıyabildiğimiz bir KENDİNDE ŞEY in, HAYATI KABULE MÜSAİT MADDE üzerindeki FENOMENİ olmalıdır. kafamdaki misali aktarmak isterim, böylece ne demek istediğim netleşecektir: demir, manyetizmayı kabule hazır bir maddedir. ve bir mıknatıs yaklaştırıldığında, manyetik alanın onun üzerinde bir takım değişimler ve faaliyetler icra ettiğini görmekteyiz. işte hayatta, tıpkı bunun gibi hayat enerjisinin, hayatı kabule meyyal materyal üzerinde icra ettiği faaliyetle alakalı olmalıdır. misalimin çok yerinde olduğunu düşünmekteyim. zira bu misal üzerinde hayat vakıası hakkında daha fazlaca derinleşilebilmektedir. mesela, manyetizmayı kabul eden bir materyal ve etmeyen diğer bir materyalin tozlarının arışmış halde bulunduğunu düşünelim. bir mıknatıs yaklaştırdığımızda, yığına yaklaşan manyetik alan sadece manyetizmayı kabule hazır materyali, diğer materyalden ayırarak, kendi tesirine uygun bir organizasyon halinde toplulaştırmaktadır. bir demir tozu yığınına yaklaştırılan mıknatıs, tozları belli bir düzene de sokmktadır. işte hayat bu duruma benzer bir ilişkinin ortaya koyduğu FENOMEN olmalıdır. ölümü ise bir manada bu manyetik cisimin demir yığınından artık uzaklaşmış olmasıyla ilişkilendiriyorum. benim derdim nedir derseniz, o da, bu ilişkinin muhtevasının ne olduğu veya olabileceğini öğrenmektir. söylediklerinizi ve gönderme yaptığınız yazılarınızı bir gözden geçireceğim. daha sonra konuyla ilgili bir şeyler söylemem daha uygun olur.
mukabil selam ve sevgi...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - ÖNSÖZ

Kategori: Elan Vital

Zannediyorum 1800 lerin ortalarında gerçekleştirilen dünya çapında bir felsefe konferansında konuşmacılardan biri olan önemli bir filozof… Kürsüde daha önceden şu veya bu biçimde tespit edilmiş ve hemen her GERÇEK (ama gerçekten gerçek) filozofun, düşünce adamının veya düşünceye gerçekten meyilli olan insanların kabul etmiş olduğu bir hakikati tekrar ediyordu: ‘Bizler neredeyse büyük bir kesinlikle hissetmekte ve anlamaktayız ki, düşünce yeteneğimizin, bu yeteneği ne kadar geliştirirsek geliştirelim, daima üzerine çıkacak ve asla cevaplayamayacağı bazı sorular vardır ve gelecektede mevcut olacaktır. Bu sorular temelde 7 adete indirgenebilmekte ve felsefenin cevabını şu veya bu sebeple veremeyeceği 7 soru olarak bilinmektedir… ‘

Bu yedi soru… şimdi bu soruları bildiren yedi maddeyi hatırlayamasamda içlerinden birinin ‘hayatın nasıl ve nerede ve ne şekilde başladığı ve tüm bunların özeti olarak da –hayat nedir?- sorusu olduğunu hatırlıyorum…

Şıklardan biri bu idi…

1800’ler…

2000 bilmem kaçlı yıllardayız… Ne değişti?...

Lütfen, lütfen dikkat buraya:

Tahta bir oyuncak ata binipte kendini kainatın hakimi zanneden hayalci cocuğun iç inancı ve durumunu algılayışı türünden, ikibuçuk DNA sarmalı hesabı ve bir miktar kimyevi reaksiyon formülü ile biyolojik canlılık vakıasını açıkladığını zanneden kısır fikirli ve TAVUK KURSAKLI (evet bununla doyabilen bir kursaktan ne bilim adamı ne de fikir adamı olur.) ‘eskimiş’ meraksız teknisyen kadrosu bir yana, gerçek soydan zekalar, hala bu sorunun cevabını aramaktalar…

Bu blogda, ELAN VİTAL kategorisi altında bölüm bölüm bir dizi karşılıklı yazışma ve diyalog bulacaksınız.

Bunlar Geçmiş zamanda bir felsefe forum sitesinde gün aşırı karşılıklı fikir teatisinde bulunduğum HABER ve OE rumuzlu iki düşünce sever arkadaşımla forum yazışmalarımızı içermektedir.

HABER : 61 yaşında emekli bir fizik profesörü… biraz Uzakdoğu ekolünün gerekli olduğuna pek emin olmadığım aksiyondan yoksun mistizmine meyyal olmasına rağmen. Gerçek bir fikir meraklısı… azıcık huysuz… ve ona ‘ihtiyar’ diye hitap etmeme kızmadığını umduğum sevgili dostum…

OE : felsefe sitesinde zaten aktif olarak görevli… ve lisanı kullanışı ve aşina olduğu kavramlara bakılırsa kuvvetle muhtemel o da fizikle alakalı… biraz kendinden sır vermeyen… ama fikre yakın duruşu her halinden belli gerçek bir kıymet, değerli…

Elbet bunlar dışındada genele açık bir forum olması sebebiyle, topic e katılanlar mevcut… bir kısmı fikri seven meraklı insanlar muhakkak. Diğer kısmı ise adının anılması dahi şu an dünya üzerinde gereksizce işgal ettiği yeri kıymetlendirecek, saçmalama ile fikir arasındaki farkı ayırt edemiyen lüzumsuz ‘katılımcılar’…

 

Ve yarım kaldı… Hayat telaşesi elbet yarım bırakmayı getirdi… Ama bir gün!...

Şimdi onu bilgisayarımdaki arşivden tekrar okuyup yazışmaların her birine bir başlık ilave ederek ELAN VİTAL isimli kategori altında yayınlamayı istiyorum…

Hiç ümidim yok. Ama belki muhteşem birinin düşünce hazinesine bir kibrit çakmış olurum…

Veya bazen bakıp kendi düşünüşüme yeni yollar bulurum…

Olan biten, ben gibi tüm önemsizliği ile aşağıda…

Nedir, ne değildir, neden bahsediyor…

Hepsi aşağıda…

OKUMAYA ÜŞENMEYECEK OLANA SONSUZ TEŞEKKÜR.

HELE ÜZERİNE KENDİSİ FİKİR BEYAN EDEBİLENE DEHŞET İLE MİNNET…

Özür: metinlerde geçen FELSEFECİPOİNCARE rumuzlu kişi benim...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - BİR SAHİL YÜRÜYÜŞÜNE DAVET...

Kategori: Elan Vital

-- 1 --

 

Mesajı Yazan: felsefecıpoıncare
Konu: E'LAN VİTAL
Mesaj Tarihi: 13.09.2004 Saat 18:21

bana cansız madde ile hayat bulmuş en basit organizma arasında ne fark gördüğünüzü söylemenizi isteyeceğim;

buyrun birlikte yürüyelim...

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - SEVGİLİ PİQUEDRAM IN SAMİMİ ÇABASI...

Kategori: Elan Vital

-- 2 --

 

Mesajı Yazan: Piquedram
Mesaj Tarihi: 13.09.2004 Saat 19:52

cansız madde hayat oluşturamaz...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - CANLILIK; NEYE GÖRE VE NASIL...

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: felsefecıpoıncare
Mesaj Tarihi: 14.09.2004 Saat 11:18

SEVGİLİ PİQUED
'cansız madde hayat oluşturamaz...' ne demektir?
canlı madde hayat oluşturabilir manasına mıdır? oysa organ, hücre ve daha basit organizmalara doğru indikçe ve nihayet bu en iptidai organizmanın yapıldığı materyallere baktığımızda, bir takım kimyasal elemetlerden başka bir şey görememekteyiz. buna en basitinden lise fen kitaplarında dahi rastlamaktayız. yani hayat sahibi organizmanın malzemesi cansız madde değil midir bir manada?..
diğer taraftan, söylediğine tekrar ve dikkatlice bir bakmanı isteyeceğim: cansız madde hayat oluşturamaz demek, hayatsız madde hayat oluşturamaz demek değil midir? 'oluşturmak' fiili, HAYATI MUHAFAZA ETMEK VE GELECEĞE TAŞIMAK DEMEKTİR;_(onu böyle anlıyorum) söylediğinden de onu böyle anladığını görmekteyim. öyleyse, cansız madde hayat oluşturamaz demek, cansız madde cansızdır ve cansız olacaktır manasına gelecektir ki, bu bir tekrardan ibarettir.
sevgili piqued
emin ol bunda senin ve banim zihinlerimizin en ufak bir kabahati yok; zira kaç zamandır bende düşünüyorum ve neticede, ileri sürdüğüm tüm fikirleri, akıl yürütmeyle tabii istikametinde yürüttüğümde hep aynı sonuca varıyorum:
CANLI MADDE, CANLIDIR; CANSIZ MADDE, CANSIZDIR. aralarındaki fark budur!!!
şimdi, senin cevabının yol açtığı ikinci düşünceye de değinelim: canlı madde hayat oluşturabilir... fikrine bir bakalım:
canlı madde yi yukarıda yaptığımız gibi yapı taşlarına indirmeden, canlılığından itibaren ele alalım. ve diyelim ki; bu madde KENDİNDE OLAN BİR SEBEPTEN DOLAYI CANLIDIR. buradan ileri gidelim; bu madde canlı olduğu için hayat oluşturabilir ne demektir? ne sebebi ne de mahiyetini sorgulamadan kendisi hayat sahibi olduğu için hayat oluşturabilir demekteyiz. tamam diyelim. fakat bir problem var: eğer kendiliğinden hayat oluşturabiliyorsa, bu canlı organizmanın ÖLÜMÜ NE DEMEK OLACAKTIR. hayat oluşturmak;hayatı muhafaza etmek ve ileriye doğru taşımak ise, neden aynı organizma bir müddüt sonra artık hayatı oluşturmaktan vazgeçmektedir, NEDEN ÖLMEKTEDİR? biyolojik olarak işte hücrelerin, artık oksijen sentezleyip enerji üretmemesi, aldığı malzemeyi işlememesi tarzındaki ifadeler cevap değildir. bu şekil bir yaklaşım sadece sorunun ifadesinde bir değişikliğe yol açar ve soru neden artık malzemeleri hayatiyetinin devamı için işlememektedir? şeklinde yeniden düzenlenir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - MERCANLAR...

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: HaBer
Mesaj Tarihi: 15.09.2004 Saat 19:43

Once ufak bir duzeltme ile soze baslayayim. Mercan cansiz degil, aksine hem canli hem de hayvanlar gurubuna dahil. Yani, bitkiden de daha ileri bir yapiya sahip. Sadece iskeleti icinde degil disinda. Hayvan icte olunce (veya iskeleti kendine dar gelince) yeni bir kol olusturuyor ve geriye o"lu" kalker iskelet kaliyor.

Simdi bu guzel ornekten hareketle canli cansiz ayirimi yapabilirmiyiz? Yapamayiz. Ne siz hissi olarak ne de ben gozlemci olarak. Cunku hareket ani degil aksine cok yavas. Yani, mercan bir kolu terkedip obur kola cok yavas geciyor. Mercan iskeleti de canli iken yavas bir sekilde olu olmaya basliyor. Biz canli cansiz ayirimini zamanda hizli bir gecis (ani bir nitelik farki) olarak goruyoruz ve bu yuzden tanimliyoruz. Biraz once canli idi simdi o"ldu", diyoruz. Oysa ki mercan surekli hem canli hem cansiz.

Hem-hem yaklasimini okudunuz sanirim. Bir hayli tartisildi o konuda. Bu durumu aciklarken "Schrodingerin kedisi" ornegini vermistim. Kedi, gozlem yapilmadikca, hem canli hem cansiz oluyordu. Ama gozlem yapildigi anda ya canli veya cansiz oluyordu. Ben yine o gorusu savunmaya devam edecegim. Zira Kuantum Kuraminin sonuclari sadece mikro aleme degil, makro aleme de uygulanabilir, hatta uygulanmalidir da.

Tiksinti konusuna gelince, bu tamamen sahsi bir durum. Size tiksinti veren bir esya bana vermeyebilir. Bu noktadan hareketle tanim yaparsaniz genelleyemeyiz. Size gore boyledir bana gore soyle. O zaman da ortada tartismaya deger bir sey kalmaz. Gorelilik kurami da goreli kavramlar icerir ama o kavramlari olceriz. Ornegin zaman ve mekan olculur. Siz de "tiksinti" derecenizin nasil olculebildigini bize anlatin da biz de ortak bir olcude anlasalim.[:)]


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - ENTROPİ'YE YENİ BİR TANIMLAMA...

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: felsefecıpoıncare
Mesaj Tarihi: 16.09.2004 Saat 10:27

şimdi burada yine bir garip durum var sayın haber,
dediğiniz gibi olduğunu kabul edelim, hatta kabulden de ziyade ben bizzat araştırmadığım için yukarıda verdiğim kaynağın değil de sizin doğruluğunuzu onaylayalım. fakat bu mercan lar KÖK SALAN HAYVANLAR olarak niteleneceklerdir bu durumda değil mi? zira kök salıyorlar, toprağa tutunuyorlar, ve aynı zamanda hayvanlar grubunda tasnif ediliyorlarmış (bunun sebebi nedir? hangi vasıfları ile hayvanlar grubuna dahil ediliyorlar?) yani bu sefer, onların ara birim oluşları değilde, hangi varlık tabakaları arasında ara birim oluşları değişmiş oldu. cansız ile bitki yerine bitki ile hayvan arasında bir ara birim mi teşkil ediyorlar? bunu bilemiyorum ve işin doğrusu şu ki, vakit yetersizliğinden araştıramıyorumda, hatta burada çok defa zikrettiğim fikirler dahi geçmiş zamanlarda edindiğim bilgilere aittir. onun için bu site faydalı geliyor bana, çabuk bir hatırlatma aracı oluyor. daha fazlasının olmasını isterdim.
kum tepesi misaline baktığımızda ne gördüğümüzü düşündüm: bir kum+iki kum+.........x kum... bu durum bir kemmiyet artışı ifade etmektedir (öyle değil mi?) ve fakat, onu artık bir tepe olarak nitelendirmemiz ile tepe olarak nitelendirmememiz arasında bir (zaten lafın gelişinden de belli oldu) nitelik farklılığı(keyfiyet değişimi) olduğunu görmekteyiz. fakat bunun canlı ve cansız alanına doğrudan tatbiki nasıl olacak sayın haber? bu dışarıda gerçekleşen bir vakıa olsada, bunun bilgisi zihnimizde tasavvur edilmektedir. o kum tepeciğini tepe olarak niteleyen, kum tanelerinin adedi değil bizim onun hakkında verdiğimiz değer hükmü olmaktadır. dolayısıyla bir yerde dediğiniz gibi, biz onu bin kum tanesinin birarada bulunuşu olarak -hala- ifade edebilecekken, diğer yandan yüz kum tanesi olmasını flulaştırarak miktarı binden az olmasına rağmen buna tepe diyebilmekteyiz. burada bir şey daha var, bir kum tanesi daima bir kum tanesidir. ama onun içinde başka keyfiyet belirlemelerine gidilebiilir... demek istediğim kemmiyete dair (adetsel) çoğalışların nihayetinde biz de bir keyfiyet idraki doğurduğunu çok güzel ortaya koyan bu deliliniz. dış alemin kendiliği için geçerli olmayabilir, zira yukarıda belirttim, yüz kum tanesi bir tepe olarak nitelendirilebilirken, bin tanesine hala bin adet kum diyebiliriz. bu nitelik değişiminin ifadesi, bazen dediğim gibi, sırf adet bilgisini kaybettiğimiz için, flulaşan kemmiyet idrakimizin yerine tesis edilmiş bir kavram değil midir? bu minvalde dediğinizden yola çıkarak ne diyeceğiz sayın haber, tüm alem canlıdır, veya külli herşey cansızdır mı? aslında buna da bir bakmak lazım; böyle telakkilerinde var olduğunu biliyoruz. bunların geliş yollarını anlayabiliyorum. mesela cansızdır diyenlerin nihayi kararları hayatiyeti bir takım moleküler veya derinleştikçe daha naif fiziko-şimik vakıaların tezahürleri olarak görmeleridir. indirgemeci yaklaşım dedikleri budur ki, gerekli tüm delilleri ile, karşı olanların karşı oluş delilleri ortadadır. alem canlıdır diyenler de geçmişten beri mevcuttur. onlarında nihayetin de esas aldıkları tüm tabiatta olağanüstü bir organizasyaon temayülü görmeleridir. tüm tabiat, hatta evren size de, varlığını korumak için sürekli yenilenen bir organizasyon olarak gelmiyor mu? tabiat bir noktasında ortaya çıkan arızayıı tıpkı canlı organizmanın benzeri tedbirlerle tolere etmeye telafi etmeye, onarmaya yönelmiyor mu?
ELAN VİTAL fikrine yol vereninde bu temaşa olduğunu zannediyorum. ve bergson bunun müsebbibi olarak SÜRE nin maddede işlemesini görüyor. işte bu noktada, bana çekici gelmesine rağmen aklıma takılan bir soru yüzünden bu fikirden tam bir tatmin duygusu alamıyorum. şöyle: süre mekanda işleyerek HANGİ GAYE İLE hayatiyeti ve devamlılığı sağlıyor? neden mesela üzerinde durduğunuz entropinin de bize vaz ettiği gibi herşey, ama her madde, bir bozulmaya bir çürümeye doğru meyilli iken (ve madem bu meyil var, öyleyse bu bu onun TABİİ HALİDİR, olması gerekenidir) ELAN VİTAL veya herhangi bir başka sebep onu tabi temayüllerinin zıddına doğru inatla işletmektedir. şöyle olsaydı; mesela entropi ve ya bununla alakalı olan bu bozulma ve çözülme yerine hayatı muhafaza ve ileri doğru taşıma tabii temayül olsaydı ne olurdu? hem fizik kanunlar ve hem de tabiat anlayışımız çok farklı bir hal almaz mıydı?...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - YENİ BİR KAİNAT ANLAYIŞI MI GEREKLİ?.

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: HaBer
Mesaj Tarihi: 19.09.2004 Saat 15:34

ELAN VİTAL veya herhangi bir başka sebep onu tabi temayüllerinin zıddına doğru inatla işletmektedir. şöyle olsaydı; mesela entropi ve ya bununla alakalı olan bu bozulma ve çözülme yerine hayatı muhafaza ve ileri doğru taşıma tabii temayül olsaydı ne olurdu? hem fizik kanunlar ve hem de tabiat anlayışımız çok farklı bir hal almaz mıydı?...




Aslinda her iki kuvvet mevcut. Yani tum var olanlar Termodinamigin ikinci prensibine gore bir yandan dagilip olume giderlerken diger yandan yeni varliklar surekli olusuyor. Bu olusum evrende her duzeyde ve her boyutta var. Bu konuyu "Isiktan hizli Takiyonlar", "Korunum yasalari" ve "Fraktal yapilar" basliklari altinda aciklamaya calistim. Ne derece ikna edebildim bilemiyorum ama kanimca evren veya evreni var eden canli bir varlik gibi surekli nefes alip veriyor.

Her nefes veriste bizim evren var oluyor her nefes alista bizim evren yok oluyor. Fakat bizimki yok olurken bir diger evren de pekala "var oluyor" seklinde dusunebiliriz. Bu gorusumu de daha once belirtmistim. Eger bu dediklerim bir butunsel anlam tasiyorlarsa ne ala.
selam ve sevgilerle.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - HAYAT HAMLESİ- YAŞAM İTKİSİ!..

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: felsefecıpoıncare
Mesaj Tarihi: 14.09.2004 Saat 10:41

aslında daha dolu bir metin girmeliydim meseleyi açarken, ama bunu tercih ettim zira sitede bir araştırma yapınca gördüm ki, ELAN VİTAL ile ilgili bilgi edinmek istediğimiz zaman -her ne kadar yeterli olmasa da- filozoflar bölümünde -aralık ayı: bergson - kısmına müracaat edebiliriz. bir de sözlük ve akımlar kısımlarında dirimselcilik (bu ifadeyi sevmedim) kısımlarına bakılabilir olduğunu gördüm.
ELAN VİTAL, her felsefeyle ilgili insanın hemen bileceği gibi 'hayat hamlesi' olarak tercüme edilebilir. gerçi bir çok yerde 'yaşam itkisi' filan diyede geçmektedir ama, bergsona ait bu kavramın manasını zedelemeden ifadeye getirmek istersek, mümkün olan en yakın karşılığın hayat hamlesi olduğu görülmelidir. bu konuda forum da bergson başlığıyla incelemeyi yapan sayın rodopman ın da derlediği bilgilerde bu ve buna benzer manayı zorlayıcı ifadelere rastlansa da, yinede rodopmanın yaptığı çalışma oldukça faydalı olacaktır.
ELAN VİTAL, düşüncesi zaten mevcut. peki ben bu topic i neden açtım?
insanlar kitapları okur ve bitirir. akıllarında gölge fikirler kalır. aynı kitabı tekrar okursalar fikirlerde ki fluluk biraz azalır. ama kitabı ne kadar çok okurlarsa okusunlar, eğer kitapta okudukları bilgilere kendi metodlarıyla ve kitaptaki verilerden yola çıkarak ulaşamazlarsa asla o kitaptaki meseleyi anlamış olamazlar. belki ezberlemiş olurlar. veya aşina kabul edilirler.
işte ben ELAN VİTAL in varlığıı bergsoncu bir sezgi ile duysamda onu hadiseler içinde antremanlarla zihnimde pekiştirmek istediğim için bu bölümü açtım.
bergsonun eserleri yukarıdaki soruya verdiği cevabın ürünüdür. dolayısıyla onun cevabını tekrar ederek başlamak yerine eserlerinin yazılmasına vesile olan soruyu özetleyip buraya almakla başlamayı tercih ettim.
bu durumda aslında tek istediğim göremediğim verilerin de diğer felsefe dostları vasıtasıyla bana kazandırılmasıdır. bunun için soruyla başladım, bu soruyu hem kendime, hem genele sormaktayım. ve en az sizin kadar işin nerelere gidebileceğinden habersizim. kaç zamandır zihnimi meşgul eden bu soruya cevaplar bulalım,
SAHİ; CANLI İLE CANSIZ DERKEN NE DEMEK İSTİYORUZ?...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 1/5/2006 - CANLI CANSIZ AYRIMI BİR ZİHİN YANILGISI MI?..

Kategori: Elan Vital

Mesajı Yazan: HaBer
Mesaj Tarihi: 14.09.2004 Saat 12:44

 

Canli-cansiz farki sadece biz insanlarin beyninde olusmus olan bir ikilemdir. Her nesneyi tanimlarken onu cevresinden yalitip farkli ozelliklerini belirgin hale getiririz. Canli nesneyi de kendimizce yorumlayip cansizdan ayirmaya calisiriz. Oysa ki doga oyle bir ayirim yapmiyor. Canli ile cansiz arasinda kesin cizgiler cizmiyor.

Ornegin, viruslere bakalim. Onlar canli varliklar gibi cogaliyorlar ve kendi varliklarini korumak icin bir canlidan digerine atliyorlar. Ama kendileri aslinda cansiz. Yani virus sadece bir kristal yapiya sahip. Cogalmadigi vakit canli olduguna dair en ufak bir belirti yok.

Diger bir ornek tek hucreli bira mayasi. Aslinda canli cunku belli bir sicaklikta ve ortamda cogaliyor. Ama isi duserse ve ortamda yiyecek azalirsa "spor" denen cansiz bir yapiya donusuyor. Olmuyor ama canli olma ozelliklerini tumuyle yitiriyor. Demek ki kesin bir hudut cizmek mumkun degil.

Bence gene fizik yasalarina guvenmek gerek. "Elan Vital" (Yasam hamlesi) mahalli olarak Entropinin dusurulmesi ile ayni anlami tasiyor. Her canli varlik yerel olarak entropiyi azaltir. Yani daha az karmasik, daha duzenli, bir yapi olusturur. Bu neden boyledir? Cunku dogada bir itici kuvvet bir de cekici kuvvet olmasi gerek. Sadece cekici kuvvet olmasi makul degil. Sadece itici kuvvet de olmasi mumkun degil. Iste bir merkez etrafinda gelisen bu kuvvetlerin etkisiyle evrende her turlu madde olusuyor.

En kucuk atomdan en buyuk nebulaya kadar bu kuvvetlerin etkisi soz konusu. Bu konuda "Yer cekimi-Bosluk itimi" basligi altinda yazdiklarimi okuyun, lutfen.

selamlarimla.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

FELSEFE NOTLARI

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Arkadaşlar

Gürsel Selçuk
reybah
karagul
ibnarabi
mesalem
Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:4
| Sonraki Sayfa